SARIĞERME’DE BİR KADIN GİRİŞİMCİ HİKAYESİ: SEMA YÜKSEL İLE BAŞ BAŞA
10.05.2026SARIĞERME’DE BİR KADIN GİRİŞİMCİ HİKAYESİ: SEMA YÜKSEL İLE BAŞ BAŞA
"Sanatın İyileştirici Gücüyle Yeşeren Lavanta Kokulu Bir Rüya"
Kadın Aktüel Haber ve mugladatatil.com olarak, Muğla’mızın üreten kadınlarının sesini duyurmaya, onların el emeğini ve cesur girişimlerini sayfalarımıza taşımaya devam ediyoruz. Bu ay "Kadın Girişimciler" köşemizde; Ortaca Güzelyurt’ta, Sarıgerme yolu üzerinde lavanta kokulu devasa bir rüyayı gerçeğe dönüştüren Sema Yüksel’i konuk ediyoruz.
Geçirdiği ağır bir rahatsızlığın ardından fırçalara, toprağa ve doğaya tutunarak adeta küllerinden doğan Sema Hanım; bugün hem ruhu hem de bedeni şifalandıran benzersiz bir vahanın mimarı. Sanatı, enerjiyi ve eşsiz yerel lezzetleri bir araya getiren Lavanta Kokulu Bir Mola’nın ilham veren hikayesini, Kadın Aktüel Haber Kurucusu Bilal Baykan sordu, Sema Yüksel tüm samimiyetiyle yanıtladı.
"Yoğun Bakımda Kendime Bir Söz Verdim: Eğer Yeniden Ellerimi Kullanabilirsem, Sanatla Hayata Tutunacaktım."
Bilal Baykan: Sema Hanım, öncelikle Kadın Aktüel Haber ve mugladatatil.com okuyucuları için bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Sema Yüksel’in girişimcilik yolculuğu ve bu lavanta kokulu rüya nasıl başladı?
Sema Yüksel: Ben İstanbul’da doğup büyüdüm. Yaklaşık 15 yıl boyunca tekstil sektörüne hizmet veren kendi etiket ve matbaa firmamı yönettim. Son derece yoğun ve stresli bir iş hayatım vardı. 5 yıl önce, bu yoğun tempo ve strese bağlı olarak ciddi bir beyin kanaması geçirdim. Sol kolum hariç vücudumun tamamı felç oldu. Doktorlar aileme %80 ölüm riskim olduğunu, hayatta kalsam bile %100 felçli kalacağımı söylemişler.
Çok başarılı bir ameliyatın ardından 15 gün yoğun bakımda kaldım. 1,5 aylık hastane sürecinden sonra, çok şükür dualarla ve sevdiklerimin desteğiyle yavaş yavaş iyileşmeye başladım. Ellerimin ve kollarımın eski gücüne kavuşması tam bir yılımı aldı ama mucizevi bir şekilde hiçbir kalıcı hasar kalmadan normal hayatıma döndüm.
Ancak fiziksel süreç bitse de psikolojik olarak zorlu bir dönem başladı. Yaşadığım kaygı bozukluğu nedeniyle her başım ağrıdığında "yine aynı şeyler olacak" korkusuyla panik ataklar geçirmeye başladım. Doktorum psikolojik destek almamı önerdiğinde, bu süreci kendi kendime aşacağıma dair kendime söz verdim. Yoğun bakımda bilincim ilk yerine geldiğinde ve hiçbir yerimi kıpırdatamadığımı fark ettiğimde günlerce ağlamıştım. O günlerde şunu anladım: Hayatım boyunca hep başkalarını mutlu etmek için koşuşturmuş, kendim için hiçbir şey yapmamıştım. Kendime "Sema neyi sever, hobisi nedir?" diye sordum ve o yatakta söz verdim: "Eğer bir gün ellerimi ve ayaklarımı yeniden kullanabilirsem, seramik yapacağım, objeler boyayacağım ve kendim için bir yerden başlayacağım."
Çok şükür ayağa kalktığımda ilk işim bu sözü tutmak oldu. Haftada bir gün seramik, bir gün obje boyama kurslarına gittim. Ürettiğim şeylerin beğenilmesi beni daha da heveslendirdi. Objeden tablolara, tablolardan duvar projelerine kadar durmaksızın ürettim; sanki yapamadığım yılların acısını çıkarırcasına çalıştım. Bu sanat yolculuğu benim ilacım oldu, ruhumu şifalandıran bir terapiye dönüştü.
"Burası Ticari Bir İşletme Değil; İnsanların Hem Ruhsal Hem Bedensel Şifa Bulacağı Bir 'Mola' Noktası."
Bilal Baykan: Sarıgerme’nin (Ortaca Güzelyurt) bu huzurlu köşesinde böyle bir mekanı hayata geçirirken temel motivasyonunuz neydi? Bölgede nasıl bir eksiklik veya ihtiyaç hissettiniz de bu radikal adımı attınız?
Sema Yüksel: Açık konuşmak gerekirse Bilal Bey, ilk motivasyonum kendimi İstanbul’un stresinden buraya atmaktı. Sağlığımı korumak için o stres girdabından uzaklaşmam gerekiyordu; ne de olsa beynimde bir stentle yaşıyorum. Çok radikal bir kararla her şeyi geride bırakıp geldim ve bu harika mekanı buldum.
Aslında niyetim sadece bir sanat atölyesi kurmaktı. Fakat mekanın konumu o kadar güzeldi ve geçmişinde bir restoran hikayesi barındırıyordu ki; sanatın yanına köy kahvaltısını, yöresel lezzetleri ve sıcak hamur işlerini de ekleyerek ikisini buluşturmaya karar verdim. Tam bir senedir buranın tadilatıyla uğraşıyorum. Duvarlarından bahçesine kadar her bir metrekaresini kendi emeğimle, sevgimle ve enerjimle tasarladım. Bu süreçte bana dokunuşlarıyla destek olan canım yol arkadaşım ve hocam La Bohem Saliha Doğan’a ve Cennet Uysal hocama emekleri için çok teşekkür ederim.
Zorlu bir psikolojik süreçteyken beni yine bu üretim aşkı iyileştirdi. Burayı hiçbir zaman ticari bir yer olarak görmedim. Gelen herkes huzur bulsun, boyayla, çamurla uğraşırken şifalansın istedim. İnsanların hem ruhsal hem de bedensel olarak böyle bir "mola"ya ihtiyacı vardı. Burada her taşın, her rengin bir ruhu var ve misafirlerimiz kapıdan girdikleri an bu enerjiyi hissediyorlar.
"KAHVALTININ MUTLULUKLA BİR İLGİSİ OLMALI..."
Önce organik ve kaliteli lezzetlerle karınları doyuruyor, ardından elinize kahvenizi verip atölyede fırçalarla ruhunuzu olumsuzluklardan arındırıyoruz.
Bilal Baykan: Burayı sadece bir "lezzet durağı" değil, aynı zamanda bir "Sanat ve Yaşam Merkezi" olarak tanımlıyorsunuz. Sizin için bu felsefenin karşılığı nedir? Sanat ve yaşam burada nasıl iç içe geçiyor?
Sema Yüksel: Cemal Süreya’nın dediği gibi; "Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı." Kahvaltı benim için günün en önemli öğünüdür. Kendi yemediğim, kalitesine ve doğallığına inanmadığım hiçbir ürünü misafirlerime sunmam. En organik, en taze yerel ürünlerle önce karınları doyuruyoruz.
Ardından ruhu doyurma aşamasına geçiyoruz. Misafirlerimiz kahvelerini alıp atölyemize geçiyorlar. Tuvale veya seramiğe vurduğumuz her fırça darbesi, kafamızdaki tüm olumsuz düşünceleri temizleyip gidiyor. Çocuklar bir tarafta kendi yaratıcılıklarını keşfederken, yetişkinler de günlük hayatın koşturmacasından sıyrılıyor. Benim gibi 40 yaşından sonra fırçayı eline alıp içindeki sanatçıyı keşfeden o kadar çok insan oluyor ki... Burada hem karnımız hem de ruhumuz doyuyor; misafirlerimizi mutlu ve huzurlu bir şekilde uğurluyoruz.
"Menümüze Yeni Sürprizler Ekliyoruz: Lavanta Reçeli ve Lavanta Dondurmasından Sonra Sırada Özel Pizza ve Pineler Var!"
Bilal Baykan: Mekanınıza adım atan bir misafiri o ilk andan itibaren neler bekliyor? Mevcut organik lezzetlerinizin yanında, ilerleyen dönemlerde misafirlerinize sunmayı planladığınız yeni projeleriniz veya lezzet sürprizleriniz var mı?
Sema Yüksel: Kapıdan adım atan misafirlerimiz buradaki samimi enerjiyi görünce tüm resmiyet sınırlarını kaldırıp kendilerini akışa bırakıyorlar. Herkes kendinden bir parça buluyor. En sık duyduğum geri bildirim: "Sanki ticari bir mekana değil de çok yakın bir dostumuzun evine ziyarete gelmiş gibiyiz." Bu güveni ve huzuru hissettirebilmek benim en büyük gurur kaynağım.
Lezzet tarafında ise şu an çok sevilen serpme köy kahvaltımız, el açması gözlemelerimiz ve mantımızın yanı sıra mekana özel imza ürünlerimiz var. Kendi üretimimiz olan lavanta reçeli, lavanta dondurması ve lavanta yağlarımız büyük ilgi görüyor. Şimdi ise menümüze buraya özel reçetelerle hazırlayacağımız pine ve pizza çeşitlerini eklemek için çalışmalar yapıyorum. İnşallah yaz sezonuyla birlikte bu yeni lezzetlerimizi de misafirlerimizin beğenisine sunacağız.
"HAYDİ KIZLAR DOĞAYA!"
Sadece sanatı değil; yoga, aile dizimi ve enerjetik çalışmalarla
kadınların ruhsal şifalanma yolculuğuna eşlik ediyoruz.
Bilal Baykan: Özellikle kadınlara yönelik "Haydi Kızlar Doğaya" sloganıyla yola çıktığınız etkinlikleriniz çok ilgi çekiyor. Yoga seanslarından motivasyon buluşmalarına kadar, kadınların burada ruhlarını besleyebilecekleri ne gibi alanlar yarattınız?
Sema Yüksel: İyileşme sürecimde bana iyi gelen, beni ayağa kaldıran tüm enerji çalışmalarını ve ruhsal pratikleri bu güzel bahçede kadınlarla buluşturmak istedim. Alanında uzman, harika hocalar eşliğinde etkinlikler düzenliyoruz ve bu buluşmaları daha da sıklaştıracağız. Şu an bahçemizde aktif olarak aile dizimi, yoga seansları, enerji çalışmaları ve birçok farklı enerjetik şifa atölyeleri gerçekleştiriyoruz. Kadınlar burada doğanın kalbinde hem nefes alıyor hem de ruhlarını arındırıyorlar.
"Karşınıza Çıkıp 'Yapamazsın' Diyenler Olacaktır; İnanın, Devam Edin ve Yolunuza Çıkan Taşları Ayıklayarak Kendi Çiçek Bahçenizi Yaratın!"
Bilal Baykan: Kadın Aktüel Haber olarak her zaman kadınların ekonomik olarak güçlenmesini, kendi ayakları üzerinde durmasını savunuyoruz. Son olarak; sizin gibi kendi işini kurmak, hayallerini gerçekleştirmek isteyen kadın girişimcilere bu lavanta kokulu bahçeden nasıl bir tavsiye vermek istersiniz?
Sema Yüksel: Öncelikle kendilerini çok iyi dinlesinler ve neyi gerçekten sevdiklerini analiz etsinler. En önemlisi de kendilerine inansınlar. Ben bu yola çıkarken, en yakınlarımdan bile "40 yaşından sonra bu iş nasıl olacak?" diyerek benimle dalga geçenler, hevesimi kırmaya çalışanlar oldu. Ama ben kendime ve hayalime inandım.
Kadınların inanıp da başaramayacağı hiçbir şey yok. Elbette bu yolda yürürken karşınıza engeller çıkacak, "yapamazsın" diyenler olacak ya da sizi zor seçimler yapmaya zorlayacaklar. Asla pes etmeyin, devam edin! Sizi gerçekten seven ve iyi olmanızı isteyenler zaten her koşulda yanınızda kalacak ve sizinle yürümeye devam edecektir. Gitmek isteyenlerin de gitmesine izin verin; onlar sadece yolunuza takılan taşlardır. Siz o taşları tek tek ayıkladıkça, o zorlu yolların zamanla nasıl muhteşem bir çiçek bahçesine dönüştüğünü göreceksiniz.
Bu süreçte yanımda olan, bana destek veren ve emeğini esirgemeyen tüm sevdiklerime sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. İyi ki varlar ve hep hayatımda olsunlar...
- Instagram: @lavantakulubirmola
- İletişim Tel: 0 549 677 17 07
- Adres: Güzelyurt Mahallesi, Sarıgerme Yolu Üzeri - Ortaca / Muğla

















